merhabalar,
öncelikle zaman ayırıp bloğumu ziyaret ettiğiniz için çok teşekkür ederim...
benim adım MELİS NAZ ÖZtAŞ 23.02.2007 tarihinde SELVİ ve GÖKHAN çiftinin biricik kızları olarak edirne selimiye devlet hastanesinde saat 10:40'da 3040gr,50 cm boyunda annemin çok sevdiği dr.BERNA CEYLAN YALNIZ'ın değerli katkılarıyla öncelikle annem ve babamın sonra diğer aile fertlerimin 6 yıllık bir bekleyişinden sonra dünyaya geldim...
annemin dediğine göre dünyaya gözlerimi masmavi ve asık bir suratla asmışım,her
Edirne'de, 647. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde Kategorilerinde Birinci Olan Pehlivanlar Belli Oldu. TBMM Başkanı Köksal Toptan, Başpehlivan Recep Kara'nın Altın Kemerini Taktı. Edirne'de, 647. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nde kategorilerinde birinci olan pehlivanlar belli oldu. TBMM Başkanı Köksal Toptan, Başpehlivan Recep Kara'nın altın kemerini taktı.
Sarayiçi'ndeki Er Meydanı'nda 13 kategoride yapılan güreşlerde birinci olan pehlivanlar şöyle: Başpehlivan: Recep Kara Başaltı: Ali Gürbüz Büyük Orta: Ali Güngör Ekin Küçük orta büyük boy: Musa Akbaş Küçük orta küçük boy: Orhan Okullu Deste büyük boy: Bayram Ali İslamoğlu Deste orta boy: Sinan Kaya Deste küçük boy: Mehmet Küçükkarasucu Tozkoparan: Berat Pehlivanoğlu Teşvik: Yusuf Can Zeybek Minik-1: Kamil Konak Minik-2: Osman Göçen Minik-3: Mehmet Volkan Asan En iyi peşrev: Sedat Çelik En centilmen: Alpaslan Gezen En teknik: Hamza Köseoğlu */ Güreşçilerin ödül ve madalyalarını Toptan'ın yanı sıra, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Necati Çetinkaya, Edirne Valisi Mustafa Büyük, Kırklareli Valisi Hüseyin Avni Coş, Tekirdağ Valisi Aydın Nezih Doğan, Belediye Başkan Vekili Namık Kemal Döleneken ve törene katılan milletvekilleri takdim etti. Tören İstiklal Marşı eşliğinde Başpehlivan Recep Kara'nın Türk Bayrağı'na göndere çekmesiyle sona erdi.
Efsaneye göre 1346 yılında Orhan Gazi'nin Rumeli'yi ele geçirmek için düzenlediği seferler sırasında, kardeşi Süleyman Paşa 40 askerle Bizanslılar'a ait Domuzhisar'ın üzerine yürür. Baskınla burasını ele geçirirler. Öteki hisarların da ele geçirilmesinden sonra, 40 kişilik öncü birlik geri dönerler ve şimdi Yunanistan'ın topraklarında kalan Samona'da mola verirler. 40 cengaver burada güreşe tutuşurlar. Saatlerce süren güreşlerde, adlarının Ali ile Selim olduğu rivayet edilen iki kardeşin bir türlü yenişemedikleri görülür.
Daha sonra bir Hıdrellez gününde, Edirne yakınlarındaki Ahıköy çayırında aynı çift yeniden güreşe tutuşurlar. Bütün bir gün güreşmelerine rağmen yine yenişemeyen kardeş pehlivanlar, gece boyunca da mum ve fener ışığında mücadelelerini sürdürmeye devam ederler. Ancak solukları kesilerek oldukları yerde can verirler.
Arkadaşları onları aynı yerdeki bir incir ağacının altına gömerek oradan ayrılır lar. Yıllar sonra ise aynı yere gittiklerinde iki pehlivanın mezarlarının bulunduğu yerde gür bir pınar görürler. Bundan sonra halk orada yatanların anısına o yöreye, “Kırkpınar” adını verirler.
I. Murat, Edirne’nin alınmasından sonra Edirne’de güreşçiler tekkesi kurmuş ve bundan böyle de her sene güreş yapılması bir gelenek haline gelmiştir.
Bir başka iddiaya göre ise Kırpınar Güreşleri'nin tarihçesi çok daha öncesine dayanır. M. Atıf Kahraman'ın aktardığına göre Sarı Saltuk Bizans'ın ve Bulgarların içinde bulunduğu karmaşadan yararlanarak 1261'de Edirne'yi Bulgarlardan aldı. Sarı Saltuk 40 yıl Edirne’de kaldıktan sonra Dobruca’ya gitmek zorunda kaldı ve burada vefat etti. Bunun üzerine Bizans hükümdarı Andronikos, oğlunu Edirne’ye vali yaptı. Bu iddiaya göre kendisi de bir pehlivan olan Sarı Saltuk Osmanlılardan önce Kırkpınar Güreşleri'ni ilk düzenleyen kişidir ALINTIDIR
GÜREŞLERİN YAPILDIĞI YER
Kırkpınar, Edirne’yi Ortaköy’e bağlayan 35 kilometrelik yolun üzerinde, Simavina (Samona) ile Sarı Hızır Köyleri arasında bulunan ve Balkan Savaşından sonra Yunanistan sınırlarında kalan Nazif Ağa tarlası da denilen çimenlik bir yerin adıdır. Bu alanın bir tarafı Topçu Ali Ağa’nın tarlası, bir tarafı çayırlık, bir tarafı Tikio’lu Recep Ağanın tarlası, bir tarafı Çilingiroğlu’nun sebze bahçesi ve bir tarafı da Kırklar çeşmesidir.
Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı sonunda Kırkpınar Güreşleri Edirne ile Mustafapaşa yolu arasındaki “Virantekke” denilen yerde düzenlenmiştir.
Güreşler, 1923 yılından itibaren Edirne’nin “Sarayiçi” denilen yöresinde yapılmaya başlanmıştır.
BABAESKİ MUTLU
KÖYÜN'DE BİR KUTLU KADIN :
BOLCA NİNE
Önceki adı Kofalça
olan Mutluköy, Babaeski-Edirne yönünde D-100 (eski E-5) yoluna
2,5 km. uzaklıktadır.
Her yıl, Hıdrellez'in
ilk haftasına denk gelen Cuma günü başlayıp; üçüncü haftasının
Cuma gününe kadar süren adak ve dilek ziyaretlerine açık olan
Bolca Nine'nin mezarı buradadır.
Onu ziyaret edenler
adak kurbanları keserler, et kavururlar, yemek pişirirler, pilav
börek, çörek yapar, lokma dökerler. Yemekler gelen geçenlere
ikram edilir. Kurban derileri ise Bolca Nine Korusu'nun bakımı
için köye bırakılır.
"FAL, EFSUN
VEYA TARİKAT DÜNYASİNİN DIŞINDA BİRİ"
Rumeli ve oralara
giden yol; adı bilinmeyen şehitler, kahramanlar, yiğitler ve
beylerin mezarları, türbeleriyle doludur.
Bolca Nine'de
o alemin farklı bir temsilcisi, o yılların başka bir yiğidi
ve yurtsever bir kadınıdır.
0; toprakları
yurt yapan, yaşadıkları yerde toplumların inanç ve düşüncelerini
etkileyen, hatta Fatih'le konuşup kehanet denilebilecek sözler
söylemiş, zaman içinde keramet sahibi olduguna inanılan
bir ulu kişidir.
ASLEN BALIKESİRLİ'DİR
Bolca Nine soyunun,
Karesi (Balıkesir) yöresinden Rumeli'ye gönderilen Türkmenlere
dayandığı ileri sürülür.
Ailesi, bugün
kabrinin bulunduğu köy topraklarına iskan edilmişlerdir.
Kızlık adı Fatma'dır.
Tahminen 1405
yılında doğmuştçir. Gençlik yılları Osmanlı Imparatorluğu'nun
Fetret (Karışıklık) dönemine rastlar.
BİR GÜN BİR
AKINCI BEYİ...
Mihailoğulları
hanedanından bir Akıncı beyi; Gazi Ahmet, Balkan ülkelerinden
topanan vergiyi dönemin başkenti Edirne'ye götürürken, yolu
Babaeski'nin 0 günkü adıyla Kofalça köyünden geçer.
Kofalça'nın günümüzdeki
adı Mutlu Köyüdür...
Gazi Ahmet o
köyde yaşamakta olan Fatma'ya vurulur. Bir yıldırım aşkıdır
bu ve karşılıksız değildir.
Fakat Gazi Ahmet'e
Romanya'da bir görev düşmüştür ki, dönüşü olmayan bir görevdir.
bu...
Alınan duyumlar
onun gazilikten şehitlik mertebesine yükseldiği yönündedir.
FATMA KIZ İNZİVAYA
ÇEKİLİR
Fatma kızın dünyası
kararmış, yıkılmıştır. Henüz evlenmemişlerdir bile; ama o, kendisini
kahraman bir akıncının dul kalmış manevi eşi sayar.
Kendini bir koruya
atar ve burada inzivaya çekilir.
Bir kulübede;
doğa, insan ve hayvanlara yönelmiş sonsuz sevgisi ile ne yer
ne içer kimse bilememiştir; ama, "denilenlere göre ona bir götüren
bin kazanır, ektiğinin diktiğinin boyu göklere uzanırmış. Bir
sözü bitirirmiş cefayı, bir sözü getirirmiş sefayı. Darda olan
borcunu edermiş eda, dertliler bulurmuş deva, hastalara gelirmiş
şifa..."
O gün askerler
yorgun, üstelik açtılar. Uzun yollardan geçmişler, yorulmuşlardır.
0 sırada bir yemek kokusu ki, hemen geldigi yere yönelirler.
Bolca Nine, kulübesinde bulgur pişirmektedir. Yiğitlerin yemek
tasları uzatılır Nine'ye tek tek. Bolca Nine tahtadan kepçesiyle
doldurur tasları.
"Bolca yeyin
evlatlarım, bolca" deyerek...
Ama o ne? Yüzlerce tas, küçücük bir tencereden
gelen bulgurlarla dolar durur...
Ne bitmez, tükenmez
bir bulgur pilavıdır bu?
Sonunda anlarlar
ki bir ulu kişidir o...
Saçı akpak, bu
nur yüzlü kadın; saf, temiz, güzel ve alçak gönüllü haliyle;
sevgi, yücelik, doğruluk, iyilik sunmaktadır sanki...
Karınları doyan
yiğitler; biraz şaşkın, ama ulu, kutlu bir kadının önünde heyecan
yüklüdürler.
Onlar Fatih'in
askerleridir ve Fatih İstanbul'dan Edirne yönüne, son seferi
olan Arnavutluk üzerine gitmektedir.
Kofalça (Mutlu
köy) ve civarında otağı hümayun kurulmuştur.
DURUM FATİH'E
ANLATILIR
Olayı öğrenen
padişah Bolca Nine'nin yaşadığı yere geldiğinde, sadelik, saflık,
temizlik, güzellik ve alçak gönüllülük karşısında; manevi yüceliğin,
insanlığın, sevginin, bağlılığın, büyüklüğün, doğruluğun ve
güzelliğin farklı bir boyutunu yakalamıştır sanki.
Etkilenir.
"Dile benden
ne dilersin" bile deyemez.
Ama: "Ey muhterem
kadın!.. Bundan böyle senin adın Bolca Ana olarak çağrıla! Isminle
müsemna olarak yaptıkların çevreye ibret-i misal ola, hatıran
ebediyete kadar yaşatıla!" deyerek bu adı sonsuzluğa armağan
eder.
Bolca Nine padişahtan
herhangi bir dilekte bulunmaz, istemez; ama; Fatih yine de Nine'nin
yaşadığı koruda düzenlemeler yaptırır. Su kaynağı genişletilir,
derinleştirilir, kuyuya bilezik yapılır, üstü kapatılır. Evi
küçük bir zaviye haline getirilir.
YEŞEREN KARGILAR
Veda günü Fatih
ve yanındakiler, hayır duası için Bolca Anaya (Nine'ye) gittiklerinde
herkes atından iner ve onun etrafında çömelirler...
Padişah tavsiyeler
ister...
Bolca Ana bunun
üzerine der ki:
"Ey benim şanı
yüksek devletlim... Bu can bu tende kaldıkça başaracağın pek
çok şey var.
Gözleri kör,
kulakları sağır sanma... Hakkın yolu aklın yolu birdir unutma!
Asla bilerek
yanlışa ve günaha gitme.
Askerini boşa
kırdırmayasın...
İçte ve dışta
yaptığın bütün kavga ve savaşların hiçbiri sebepsiz olmasın.
Bunlar nasihattir,
duy, kulakardı etme!"
Fatih bu nasihatleri
saygı ile dinledikten sonra tam ayrılmak üzereyken; Bolca Ana
devam eder:
"Sultanım yiğitleriniz
dinlenmek için geldiklerinde, kargılarını toprağa sapladılar.
Görüyorsunuz, kargılar karşınızda duruyor. Emretseniz de, bu
yiğitler bu gece için kargılarını almadan ordugaha dönerler.
Yarın yine fakirhaneme ugrayıp emanetlerini alırlar..."
Bu istek aynen
yerine getirilir.
Ertesi gün veda
etmek ve hayır duası almak için Bolca Nine'ye geldiklerinde
bir de ne görsünler? Bıraktıkları kargılar birer yeşil fidana
dönüşmüştür.
Bu efsanede verilmek
istenen toplumsal mesajınsa barış içinde yaşamak özlemi veya
beklentisi olduğu düşünülebilir.
Edirne'de Başlayan Kakava Şenlikleri, Birbirinden Renkli Görüntülerle
Devam Ediyor. 5 ile 6 Mayıs Tarihleri Arasında Kutlanan Şenlikler Gün
Boyu Devam Etti.Önceki gün ateşin yakılması, etli pilavın dağıtılmasıyla başlayan
etkinlikler, halkoyunları ekiplerinin gösterileri ile sürdü. Roman
vatandaşların geniş katılımı ile gerçekleşen Kakava Şenlikleri
nedeniyle başka şehirlerden çok sayıda insan Edirne'ye geldi.
Tarihi Kırkpınar Güreşleri'nin yapıldığı Sarayiçi'nde başlayan
şenlikler Romanların yoğun yaşadığı Menzil Ağır Mahallesi'nde gece
devam etti. Sabahın erken saatlerine kadar evlerinin önünde ateş
yakarak eğlenen Romanlar, güneşin doğması ile birlikte Tunca Nehri
kenarına akın etti. Nehir suyu ile yüzlerini yıkayan Roman vatandaşlar,
daha sonra ağaç dallarını kopararak eğlendi.
Kakava Şenlikleri nedeniyle gelen misafir, Tunca Köprüsü
üzerinden nehre para attı. Köprünün ayakları üzerine düşen parayı almak
isteyen genç bir Roman, arkadaşlarının yardımı ile iple nehre inerek
parayı almayı başardı. Kakava Şenlikleri'nin baharın gelişini
müjdelediği için kutlandığını söyleyen Romanlar, bir yılı iyi bir şekilde geride bıraktıklarını ve yeni yılın bolluk bereket içinde geçmesini dilediklerini belirtti.
Nehir suyu ile yüzlerini yıkamanın Allah'tan bereket dileme
anlamına geldiğini ifade eden vatandaşlar, dalları kopartmalarının
amacının da insanların muradının gerçekleşmesi olduğunu anlattı.
Bu arada, özel bir
televizyon
kanalında yayınlanan Popstar Alaturka yarışma programının sunucusu ve
Yapımcı Osman Tan Erkır, Roman kültürünü yakından görmek ve onları
tanımak için Edirne'ye geldi. Sabah 05:30 sıralarında Tunca Nehri
kenarına gelen Erkır'a Romanlar büyük ilgi gösterdi. Osman Tan Erkır,
Romanların kültürümüzün bir parçası olduğunu belirterek onları yakından
görmek için geldiğini söyledi. Erkır, temmuz döneminde Popstar Roman
formatında bir yarışma programı düzenleyeceklerini de sözlerine ekledi.
(Cihan Haber Ajansı) 06.05.2008 08:04 [1338897]
İlk baharı karşılamak için yapılan eğlencelerden biri olan Kakava Şenlikleri ve Hıdırellez Kutlamaları her yıl Mayıs ayının 5. ve 6. günlerinde düzenlenmektedir.
Hıdırellez gününden 1 gün önce 5 Mayıs’ta genellikle Romanların oluşturduğu bir grubun katıldığı ve seyrine hemen hemen bütün Edirne’lilerin geldiği Kakava eğlencesi yapılır. Akşam aralarından birini Çeribaşı seçerler. Oyunlar oynanır, çeşitli eğlencelerle güzel bir gün geçirilir. Eğlence dönüşü her sokak başında eski hasır yakılır. Yörede bu ateş üzerinden 3 kez atlamak uğur sayılır. Akşam herkes dileklerini yazıp niyet çömleğine atar.
Ertesi gün bütün Türkiye’de kutlanan Hıdırellez çok ilginç bir şekilde de Edirne de de yapılır. O gün herkes sabahın erken saatlerinde kalkıp nehir kenarına giderler. Ellerinde su kaplarıyla yüzlerini yıkarlar. Genç kızlar gelinlik veya en yeni elbiselerini giyerek Sarayiçi’nde söğüt dallarıyla yürüyüş yaparlar. Bazıları şafak vaktinde günahlardan arınmak, zinde kalmak ve yılın bereketli, bolluk içinde geçmesi için nehrin sularında yüzerler. Koparılan söğüt dalları kapılara asılır. Akşamdan hazırlanan niyet çömleklerinin başlarına toplanıp maniler ve gerçekleşmesi dileğiyle niyetler söylenir.
Kaynak: http://www.cingene.org
Gün Doğarken Baharı Bahar Kadar Baharı Onlar Kadar Şen Karşılamaya gidiyoruz... i
Edirne'de konforu, fiyat avantajini ve
misafirperverligi bulabileceginiz Kervansaray Hoteli, 76 Odasi, 157
Yatak kapasitesi ile Edirne'nin en gozde otellerindendir. Tercihe gore
suit odalari, zengin kahvalti monuleri, amerikan bar ve ferah
lobileriyle Kervansaray Hoteli kaliteyi sevenler icin ideal bir
tercihtir. Ve size hizmet etmek isteyen, 24 saat oda servisi veren,
ilkesi her zaman musteri memnuniyeti olan Hotelimizde sizi konuk etmek
bize onur size ise keyif verir... Oda ve Yatak Durumu : 76 Oda, 157
Yatak, 6 Suit , Oda Özellikleri : TV, Telefon, Sac kurutma makinesi ,
Özel Banyo , Duş ve tuvalet, Balkon, Merkezi Isıtma, Yiyecek ve İçecek
: Kahvaltı Salonu (toplam kap: 100), Snack Bar, Kafeterya Servisler :
24 Saat Oda Servisi, Internet, Resepsiyonda Emanet Kasası, Açık
Otopark, Çamaşır ve ütü servisi, Jeneratör, Aktivite Alanları : Bahçe,
TV Odası, Bilardo, Aktiviteler : Yerleşim : Şehir Merkezinde, Erikli
130 km Ulaşım : Atatürk Havaalanı 230 km
Edirne’de, Ramazan ayı dolayısıyla düzenlenen turlarla çeşitli illerden
gelen yerli turistler, tarihi camileri gezerek kent turizmine katkıda
bulunuyorlar.
Selimiye Camisi din görevlisi Hüseyin Özpınar, Mimar Sinan’ın “ustalık
eserim” diye nitelediği Selimiye Camisi’nin yılın her mevsimi
ziyaretçilerin yoğun ilgisini çektiğini belirterek, bu ziyaretçi
sayısının özellikle ramazan ayında iki katına ulaştığını söyledi.
Bu yıl da ramazan ayının gelmesiyle birlikte Edirne’ye çeşitli illerden
turlar düzenlenmeye başladığını anlatan Özpınar, günde ortalama 1000,
Kadir Gecesi’nde ise 10 bin kişinin ziyaret ettiği Selimiye Camisi’nin
her yıl daha fazla kişi tarafından gezildiğini bildirdi.
Özpınar, “İstanbul, Bursa, Kütahya, Konya, Ankara ve Adapazarı’nın yanı
sıra Bulgaristan ve Yunanistan’daki Batı Trakyalılar da özellikle
Selimiye Camisi’ni gezmek ve burada ibadet etmek için Edirne’ye
geliyor” dedi.
Özpınar, ziyaretçilere en iyi hizmeti verebilmek amacıyla ramazan ayı
için caminin özenle temizlendiğini, 6 görevlinin de konuklara cami
hakkında en doğru bilgileri verdiğini ve dini konularda yardımcı
olduğunu belirtti.
Eski Camii din görevlisi Nurettin Bulut da 1403’de Sultan I. Süleyman
tarafından yapımına başlanan ve Çelebi Sultan Mehmet zamanında 1414’te
bitirilen caminin Edirne’de Osmanlılardan günümüze ulaşmış en eski
anıtsal yapı olduğunu söyledi.
Selimiye Camisi’ni ziyaret edenlerin daha sonra Eski Camii’yi gezdiğini
anlatan Bulut, ramazan ayı dolayısıyla günde gelen ziyaretçi sayısının
500’e ulaştığını bildirdi.
Osmanlı padişahlarından II. Ahmet ve II. Mustafa’ya bu camide “Kılıç
Kuşanma” törenleri yapılması nedeniyle camide her Cuma günü kılıçla
namaz kıldırıldığını anlatan Bulut, ayrıca Kabe’den getirildiği rivayet
edilen ve mihrabın sağında bulunan Kabe Taşı’nın da camide merak
edilenler arasında bulunduğunu söyledi.
Sadece bu özellikleri nedeniyle camiyi görmeye gelenlerin de olduğunu
belirten Bulut, kendilerinin de caminin tüm özelliklerini en iyi
şekilde öğrenerek ziyaretçilere anlattıklarını bildirdi.
Caminin, içinde bulunan yazılarıyla da ünlü olduğunu ifade eden Bulut,
gelen kişilerin camiden fotoğraf çekerek anılarla ayrıldığını kaydetti.
Almanya’dan ramazan ayı dolayısıyla Türkiye’ye cami ziyaretine gelen
Hasan Hazar, ailesiyle birlikte manevi bütünlüğü korumak amacıyla bu
yıl ramazan ayında Türkiye’ye gelerek cami ziyareti yapmaya karar
verdiklerini söyledi.
Türkiye’ye her geldiklerinde Selimiye Camisi başta olmak üzere diğer
camileri de ziyaret ettiklerini ifade eden Hazar, “Edirne’nin ardından
Konya’da Mevlana’nın türbesi ile Konya’daki camileri de gezeceğiz” dedi.
Edirne'ye özgü yiyeceklerin başında Edirne'nin meşhur tava ciğeri gelmektedir.Edirne'yi ziyaret edenler Edirne'nin tava ciğerini yemeden kentten ayrılmazlar.
Edirne'den Yemek Tarifleri
Ciğer Tava
Malzemeler : Dana ciğeri, buğday unu, yağ,tuz, kurutulmuş kırmızı biber.
Hazırlanışı : Sinirleri alınan taze dana karaciğeri keskin bir bıçakla ince ince yaprak şeklinde kıyılıp, yıkanıp tuzlandıktan sonra kıyılan ciğerler una bulanıp bol ve kızgın yağda kızartılır.Tavadan alınan kızarmış ciğerler servise sunulur.Ciğer tavanın yanında mutlaka yazın güneşte kurutulup kırmızı hale gelen biberler kızgın yağda kızartılıp verilir.
Nerede yenir?
Et, köfte ve ciğer cenneti
REİS ET VE BALIK RESTAURANT
Kuşkusuz Edirne'nin en iyi balık lokantası. Taze balık çeşitleri, leziz
mezeler, salata, şarap ve kusursuz bir servis. Özellikle öğlenleri,
Yunan turistler nedeniyle boş masa kalmıyor. Mutlaka uğrayın. Eski
İstanbul Cad. No: 2, Edirne, 0284 214 50 85
GAZİ BABA MEYHANESİ Neşeli
ortamı, sempatik servisi ve yemekleriyle 67'den beri tarzından hiçbir
şey kaybetmemiş, gerçek bir meyhane. Duvarlarda müdavimlerin ve Gazi
Baba'nın fotoğraflarıyla, onun için yazılmış bir şiir var. Et de balık
da var ama soğumasın diye az az getirilen etleriyle meşhur. Tavuk Kapı
Cad. No: 2, Edirne, 0284 225 19 23
ÇİÇEK TAVA CİĞER SALONU Sağır
sultanın bile duyduğu Edirne'nin ünlü ciğeri... Tavada yaprak ciğerin
bu kadar lezzetlisini denememiştim. Tam bir uzmanlık alanı, isteseniz
de başka yiyecek yok... Tahmis Çarşısı, Bakırcı Mehmet İş Hanı, No: 7,
Edirne, 0284 225 20 80
MURAT'IN YERİ Son derece
başarılı bir et ve balık lokantası. İstanbul'dan gelen ünlülerin uğrak
yeri. Küçük, salaş, tertemiz ve samimi. Sahibi Murat Bey'in sohbeti de
cabası... Karağaç Tren Garı karşısı, 0284 212 34 03
MELEK ANNE MANTI EVİ Eski bir
Edirne evinde, mantı, çiğ börek, gözleme, katmer ve yöresel ev
yemekleri. Sahibi Serap Hanım, sizleri özenle ağırlayacaktır. Maarif
Cad. No: 18, Edirne, 0384 213 32 63
AĞA KÖŞKÜ LOKANTALARI Et ve
balık ürünleriyle ünlü, köklü iki restoran. Sarayiçi Ağa Köşkü I
(Nisan'da açılacak, ağaçlar içinde, Kırkpınar Er Meydanı'na çok yakın,
0284 213 76 59), Ağa Köşkü II, Meriç Nehri'ne yakın, kış ve yaz açık,
piyanist şantör eşliğinde 20.00'den 02.00'ye kadar müzik var. Karaağaç
Yolu, iki köprü arası, Edirne, 0284 213 82 82
LALEZAR RESTAURANT Karaağaç
yolu üzerindeki, içkili et ve balık restoranlarının en iyilerinden.
Zengin bir meze mönüsü var. Karaağaç Yolu üzeri, Edirne, 0284 213 06 00
VİLLA RESTAURANT Yine Karaağaç yolu üzerindeki popüler et ve balık restoranlarından. Edirne, 0284 225 40 77
MEŞHUR KÖFTECİ SERHAT Taze salata, piyaz ve leziz köfteler. Kentin birçok yerinde şubeleri var. Saraçlar Cad. No: 3, Edirne, 0284 212 19 59
PARK RESTAURANT Kentin en iyi
kebapçısı. Çorba, pide, lahmacun, kebap çeşitleri, sıcak lavaş ekmek ve
taptaze salata. Servis kusursuz ve fiyatlar uygun. Maarif Cad. No: 9,
Edirne, 0284 225 56 57
BALKAN PİLİÇ LOKANTASI Kentin
tam merkezinde, kızarmış, haşlama piliç, ezo gelin çorba ve sulu yemek
çeşitleri... Saraçlar Cad. No: 14, Edirne, 0284 225 21 55
ŞANLIURFA KEBAPÇISI Her türlü
kebap çeşidi, döner ve pide. Ayrıca, canlı bir Saraçlar Caddesi
manzarası. Saraçlar Cad. No: 33, Edirne, 0284 225 15 79
VOLKAN ET LOKANTASI Edirne
civarını gezerken, Kırcasalih'te kaliteli bir et lokantası olduğunu
bilmenizde yarar var. Edirne, Kırcasalih, 0284 594 11 08
İBRİCE BALIKÇISI Bir dalış
merkezi olan İbrice Limanı'nda hoş ortamı olan, manzaralı bir balık
lokantası. Keşan'a 32 kilometre mesafede, Saros Körfezi'nde. Mecidiye,
Keşan, 0284 783 42 83
KÖFTECİ NİYAZİ Uzunköprü'ye
uğramanın iki nedeni olabilir; Uzunköprü'den geçmek ve Niyazi'nin
köftesinden yemek. Yer bulursanız oturabilirsiniz. Tombul köfteler
soğumasın diye üçer üçer gelir. Cacığı da meşhur. Muradiye Mah.
Hayrabolu Cad. No: 102, Uzunköprü, Edirne, 0284 513 27 06
KAFE, KAHVEHANE & BAR
FAZLI'NIN KAHVESİ Karaağaç'ın
ruhunu hissetmek, buraya uğrayıp Fazlı'yı tanımaktan, yazın bu tarihi
kaldırımda, kışınsa muhteşem ısıtan kömür sobasının başında onunla
sohbet etmekten geçiyor. Çay, kahve, tost, gözleme ailenin kadınları ve
aile dostları hemşireler tarafından servis ediliyor. Burada gece
uzun... Lozan Cad. No: 36, eski Karaağaç Tren Garı karşısı, 0284 213 54
88
LONDON CAFE Edirne'de bir
benzerine rastlamadığım, bir kent kafesi. Gençlik burada. Saraçlar
Caddesi'nde yürürken soluklanmak için geleneksel bir mekán. Kafedeki
her şey satılık. Kafes hariç, çünkü o, kaçan papağanlarının ve geri
döner diye saklıyorlar. Saraçlar Cad. No: 46, Edirne, 0284 213 80 52
ENGLISH PUB Edirne'nin
kaliteli gece mekánı, her gece açık. Çoğu zaman canlı müzik var. Maarif
Cad., Efe Otel'in altı. Edirne, 0284 213 61 66
Edirne�de
Tarihi Alipaşa kapalı çarşısının otantik ortamında alış-veriş
yapabilirsiniz. Özellikle Edirne �ye özgü ürünlerin satıldığı Selimiye
arastasında Edirne�nin meşhur Deva-i Misk tatlısını , peynir şekerini ,
misk sabununu; Arasta çarşısındaki sahaflardan ise her türlü kitap
ihtiyacınızı ve Edirne�nin en işlek caddesi olan Saraçlar caddesinde
Edirne�ye özgü bir ürün olan badem ezmesini ve El Sanatları
Mağazasından Edirne�ye özgü el sanatları ürünlerinden satın
alabilirsiniz.